Yumuşak Huyu ve Merhameti

Yumuşak Huyu ve Merhameti

Yumuşak Huyu ve Merhameti 150 150 Sanuka

Şeyh’imiz ders verdiği talebelerinin derslerini anlamaları için çok çaba sarf ederdi. Talebeler dersi anlamadıklarında üzülürdü. Talebelerini kendi evlatlarından daha çok sever gece yarısı aşağı iner kontrol eder, büyük bir şefkatle üstü açık olan talebelerin üstlerini örterdi.

Kendisine hazırlanan yemeği talebelerle paylaşırdı. Aynı şekilde irşad ederken müridlere aşırı derecede merhamet eder, hüzünlü ve sıkıntılı olan müridlerin gönlünü alır, onlara şefkat gösterirdi. Başı dahi ağrıyan müridinin fazlasıyla üstüne düşer, hasta olan müridlerinin hal ve durumlarını sorar, ziyaretlerine giderdi. Şeyh’imiz, engelli ve yaşlılara aşırı derecede merhamet eder, çocuklara çok ilgi ve alaka gösterir, bir baba şefkati ile yaklaşırdı. Fakirlere ayrıcalık tanır, gönüllerini alırdı. Küçük çocuklara mübarek eliyle yemek yedirir, evde yaşayan kedisinin yemeğini bizzat kendisi hazırlardı.

Bir gün sabah vaktinde Şeyhimizin huzuruna çıktım. Çok bitkin olduğunu gördüm. “Hasta mısınız?” diye sorduğumda; “Hayır, Elhamdülillah iyiyim, ancak dün bana anlatılan bir olaydan ötürü sabaha kadar uyku tutmadı” dedi. Sonra olayı şöyle anlattı: “1990’lı yıllarda yaşanan olaylardan ötürü köyden Siirt’e göç etmek zorunda kalan bir ailenin ince şeffaf naylondan kurulmuş bir çadırda sığındıklarını anlattılar. Gecenin aşırı soğuk olmasından dolayı benim odamda soba yanarken, onların soğukta olması aklıma geldikçe sabaha kadar uyuyamadım.”

Şahit olduğum başka bir hadise ise şöyledir: Cami cemaatinden bir zat kavurucu sıcakların olduğu bir gün ormana odun toplamaya gittiğini, dönerken yolda odun yüklü katırın uçuruma düştüğünü ve can çekiştiğini, kurtarmanın ise mümkün olmadığını söyledi. Sonra katırı tüfekle öldürüp onu azaptan kurtarmanın mı, yoksa o halde bırakmanın mı, doğru olacağını sordu. Akşam namazından sonra eve geldim. Sofra kurulmuştu. Durumun aciliyeti nedeniyle olayı hemen şeyhimize anlattım. Ne yapmaları gerektiğini sordum.

Şeyhimiz bir anda içten gelen üzüntü ile Ah..! Ah..! Ah..! diyerek mübarek gözlerinden yaşlar aktı. Sofrayı terk edip o gece yemek yemedi.

Şeyh Muiniddin Aydın / Şeyh Efendinin Oğlu